içinde ,

LoveLove

Zihinsel Dağınıklıktan Derin Bağlara: Nöroplastisiteyle Mümkün mü?

Yeni Fikirler
Yeni Fikirler
Zihinsel Dağınıklıktan Derin Bağlara: Nöroplastisiteyle Mümkün mü?
Loading
/

Her eserini merakla beklediğimiz yazarın son kitabını birkaç dakikadan fazla okuyamıyor, birlikte büyüdüğümüz arkadaşımız hayatındaki en önemli anları bize aktarırken göz ucuyla telefonun ekranına bakıyor, öfkeyle baktığımız bir haberi okuyup ardından biraz daha kaydırıp bir başka içeriğe kahkahalarla gülüyoruz.. Bir şeyler, derin bağlar kurmamızı engelliyor gibi gözüküyor.

“Zorunluluk toplumsal olarak düşlendiği ölçüde düş zorunlu hale gelir. Gösteri, sonuçta uyuma arzusundan başka bir şey ifade etmeyen zincire vurulmuş modern toplumun gördüğü kötü düştür. Gösteri, bu uykunun bekçisidir.” diyor Guy Debord Gösteri Toplumu adlı kitabında, dikkatimizi toplayamadığımız bu bilgi bombardımanı çağında biz de kimi zaman bu uyku halinin içinde oluyoruz. Uyku, dikkatimizin bölünmesi; rüya, sonsuz içerikler ve uykunun bekçisine de algoritmalar dersek biz kendimizi nerede konumlandırmalıyız?

Düşünmek, hissetmek ve davranmak dediğimiz, kimimize göre bizi biz yapan bu elzem olgular, zaman zaman dikkatimizle birlikte ” uyuma arzumuzun” kucağına bırakılıyor. Dikkatimizin her bir parçası yanıp sönen ışıklarla reklam panolarında, keyif veren müzikler eşliğinde yirmi saniyelik ürün tanıtım videolarında; bu güzel rüyaların içerisinde.

Hadi bu karamsarlığın içerisinden hafifçe sıyrılalım, biz uyanabiliriz çünkü dikkat, yalnızca bir kapasite değil; aynı zamanda yeniden inşa edilebilir bir ilişki biçimidir. Çünkü beynimiz, deneyimle şekillenen ve yeniden yapılanabilen bir organdır. Bu yetenek, nöroplastisite olarak adlandırılır. Nöroplastisite kavramı bize beynin yeni bağlantılar kurabildiğini, halihazırda varolan bağlantıları güçlendirebileceğimizi ve kullanmadıklarımızı budayabileceğimizi fısıldar. Dikkat de çoğu bilişsel işlevde olduğu gibi sabit bir kapasiteye sahip değildir, değişebilir ve geliştirilebilir. İşte nöroplastisite bize tam olarak bu potansiyeli işaret eder. Somut bir örnek vermek gerekirse, Tang ve arkadaşlarının (2007) yaptığı çalışmada, sadece 5 gün boyunca yapılan kısa süreli meditasyon uygulamalarının bile dikkati artırıcı etkiler gösterdiği ve bilişsel kontrolü geliştirdiği gözlemlenmiştir. Aynı zamanda deney katılımcılarında değişen tek şey dikkat görevlerindeki performansları değildi; anksiyete ve öfke düzeyleri de öncesine göre daha düşüktü. Buradaki mevzubahis beş gün, derin bağlarımızı geri kazanmamız için hayli küçük ama etkili bir adım gibi gözüküyor.

Dikkatimizin beraberinde kazanacağımız bu derinlik bizden büyük dönüşümler bekleyen karmaşık bir süreç değildir; günlük hayatımızda, rutinlerimizde yapacağımız küçük ve bilinçli seçimlerle onu inşa edebiliriz. Burada tekrar nöroplastisitenin nasıl çalıştığına bir bakmakta fayda var. Nöroplastisitenin mekanizmalarından biri şudur: sık tekrarlanan deneyimlerimiz, sinir hücrelerimiz (nöronlar) arasındaki bağlantıların güçlenmesini sağlar, ne kadar çok sinir ağını aktive edersek patikamızda yürümek o kadar kolaylaşır. Bu dikkat gibi bir becerinin kalıcılaşmasının biyolojik karşılığıdır.

Dikkatimizi geri kazanmak için bu sinir ağlarını aktive edebileceğimiz birçok yol vardır, bilinçli farkındalık pratikleri, dijital dünyadaki tüketim alışkanlıklarımızı sınırlandırmak, meditasyon ve egzersiz yapmak ise bunlardan bazılarıdır. Farkındalık pratikleri bize kendimizin bilincinde olma gücünü verir, tüketim alışkanlıklarımızı sınırlandırmak dikkatimizi milyon dolarlarla takas etmelerine izin vermez, meditasyon ve egzersiz ise bize ayrı şeyler gibi sunulan zihin ve bedenin bütünlüğünü kavramaya bizi davet eder.   Bütün bu yollar bizi şimdiki anın ve o anda neye odaklanabileceğimizin bilincinde kılar, bu bilince ihtiyacımız vardır çünkü anda kalmak, dikkat için bir sığınaktır.

Ne düşünüyorsun?

Dijital Çağda Eleştirel Düşünme

Webtoon: Dijital Çağın Çizgi Romanı