Japonya’da çalışmak deyince aklına ilk ne geliyor? Sıkı disiplin, dakiklik, uzun mesailer… Peki ya bir Japon’un işyerinde uyuduğunu görsen? Garipseme, çünkü Japonya’da ofiste kestirmek ayıp değil – hatta takdir bile ediliyor!
Günlük hayatta hiç düşünmeden yaptığımız, kanıksadığımız doğal davranışlar aslında içinde yaşadığımız toplumun yapısı ve değerleri hakkında önemli ipuçları içerir.
Her iş kültüründe olduğu gibi Japonya’nın da kendine özgü kodları vardır: Örneğin, ofiste uyumak, patron gitmeden ofisten çıkmamak, patronun iş çıkışı içme teklifinin görev saymak…
1. Ofiste Uyumak: İnemuri (居眠り)
Cambridge Üniversitesi’nde Modern Japon Toplumu konusunda kıdemli öğretim görevlisi olan Dr.Steger’e göre inemuri, işyerinde rahatsız edici olmadığı sürece uyumanın kabul edildiği ve anında uyanabilip işe koyulma yeteneğinin olduğu ‘ikincil katılım’ biçimini alır.
İnemuri‘yi farklı kılan şey budur. Kelime anlamı olarak kabaca ‘Orada olmak’ ve ‘uyumak’ anlamına gelir, işte uyuyan ancak uyanır uyanmaz performans gösterebilen kişi çalışkan ve verimli bir çalışan olarak görülür.
Dr.Steger’e göre bu eylem, yataktaki gece uykusu şeklinde algılanmaması gerektiği gibi, öğleden sonra kısa süreliğine kestirme ya da şekerleme olarak da görülmemeli. Çünkü uyumak bile dikkatli yapılıyor! Kişi kendini tamamen bırakmıyor, koltuğa yayılmıyor, telefonuna sarılmıyor. Kıyafet düzgün, oturuş yarı uyanık. Yani bir tür “aktif uyku.”
Japon kültürünün kolektif düşünce yapısının bir parçası olan İnemuri, aslında Japonların toplumsal beklentilerinin iş hayatına bir yansıması olarak sembolik bir mesaj veriyor:
“Evet, çok yoruldum. Çünkü çok çalıştım. Ama buradayım, işime sadığım.”
2. Patron Gitmeden Ofisten Çıkmak
Japonya’da mesai saati biter bitmez işten ayrılma kültürü yoktur. Aksine uzatılmış mesailer Japon iş kültürünün normlarından biridir: Patron ofisteyse, sen de kalırsın, aksi takdirde dikkatleri üzerine çekebilirsin. Erkenden kaçmak, “ekip ruhunu hiçe sayma” olarak kabul edildiği için işi bitirmek için acele edilmez. Hatta bazen sadece ekrana bakarak “var gibi yapmak” bile yeter. Bu pratiğe biraz da “halkla ilişkiler” mesaisi olarak bakmak yanlış olmasa gerek.
Ofisten erken çıkacak bireyin bu normun utanç verici olduğunu bildiğini gösteren şöyle bir kalıp dahi vardır:
「お先に失礼します」(Osaki ni shitsurei shimasu), yani, “sizden önce çıkıyorum, kusura bakmayın.”
Batı kültürlerinde alışılageldik olan “mesaim bitti, ben kaçar. Hadi eyvallah” mentalitesini düşününce garipsemek zor olmasa gerek.
3. Nomikai: İşten Sonra İçmeye Gitmek
Mesai bitti, patron da çıkmaya hazırlanıyor, ekran başında “var gibi yapmayı” bırakıp siz de çıkacaksınız. Ama patronunuz “Hadi bu akşam bir şeyler içelim” teklifini yapıyor. Bu sözde teklif, teklif değil, görev olabilir.
Bu iş sonrası sosyalleşmeye nomikai (飲み会) “içme toplantısı”, deniyor. Katılmazsan “soğuk biri”, “ekip ruhuna aykırı” gibi etiketler yeme ihtimalin var. Hatta bazı şirketlerde katılım neredeyse zorunlu. Ama bu toplantılarda patronunla içerken bile fazla samimi olamazsın – saygı her zaman şart!
Yukarıda belirtilen normları düşünecek olursak, bu pratiklerde Japonya’daki “Ben” değil “Biz” kültüründen, yani Wa (harmony) kavramının öneminin büyük ölçüdeki etkisinden uzak olmadığı söylenebilir. Nitekim bu bireyselliğin arka planda olması toplantıların tartışma havası içinde olmaktan ziyade uyum bozulmasın diye bireysel öneri sunmaktan çok “uzun suskunluklar” ve “baş sallamalar” ile geçtiği görülür. Farklı bir fikrinizin oluşu ‘nemawashi’ (karar alınmadan önce arkaplanda tek tek fikir toplama) ruhunu yok edeceğinden alkışlanacağı yerde aslında aykırı sayılabilir.
İş yerinde sergilediğin başarılarla övünmek pek hoş karşılanmaz; tam tersine, insanlar genelde “まだまだです” (mada mada desu – Daha öğrenecek çok şeyimiz var/daha yolun başındayım) gibi mütevazı bir duruş sergiler. Övünmek neredeyse bir tabu gibidir. Bir iltifat aldığınızda, gülümseyip “まだまだです” demek daha yüceltici bir davranış olarak görülür. Hatta bu tarz mütevazı bir yaklaşımın benimsenmesi resmi ortamlarda kenjōgo olarak tanımlanır– yani kişinin kendini küçültüp karşısındakini yüceltmesi.
Sonuç olarak, Japonya’nın iş kültürü, disiplinli olduğu kadar detaylı ve simgelerle dolu. Ofiste uyuyan biri aslında çalışkan olabilir, içmeye giden biri şirkete sadık, susan biri fikir belirtmiş sayılabilir. Bu karmaşık ama ilginç dünya, Japon toplumunun genel felsefesini de yansıtıyor: Bireysellik değil, uyum. Parlamak değil, katkı sağlamak. Ve her şeyden önemlisi: Saygı, her koşulda.
Kaynakça
https://www.openculture.com/2017/12/inemuri-the-japanese-art-of-taking-power-naps-at-wor k-on-the-subway-and-other-public-places.html https://www.nippon.com/en/japan-data/h02171/#:~:text=According%20to%20a%202024%20 white,related%20brain, https://nyumi.com/blogs/news/inemuri-the-japanese-culture-of-napping-at-work


