İnsan öyle karmaşık bir varlık ve etrafı da bir o kadar çok katmanlı ki… Kimi zaman kendini tanıyamıyor; kimi zaman da sandığı kişiden çok uzakta buluyor kendini. Bir yanda ideallerini yaşamaya, yaşatmaya çalışırken, elinde tuttuğu bir “yapılacaklar listesi” vardır. Öte yanda ise arzularının, tutkularının ve özlemlerinin sesini duyurmak isteyen iç dünyası… İşte insan bu iki yön arasında sıkışıp kaldığında fark eder: En çok tanıması gereken kişi aslında kendisidir.
Yaşatmaya Çalıştıklarımız ve Yapılacaklar Listeleri
Kimliklerimiz bize bazı sorumluluklar yükler. Bu sorumluluklar hem içsel hem de dışsal yönlendirmelerle şekillenir ve zamanla ideallere dönüşür. İçimizde taşıdığımız “iyi insan olmak” arzusu, bu ideallerden biridir örneğin. Kimimiz bu fikri aileden alır, kimimizse “insanlığa faydam dokunsun” diyerek kendi kendine benimser.
Kimi için bu, “iyi bir anne/baba olmak” tır; kimi içinse bir beceri kazanmak, yetkinlik geliştirmek ya da başkalarına ilham verebilmektir. Ne olursa olsun, bu kimlik bize yüklenir ve beraberinde koca bir “olmamız gereken kişi” listesi gelir.
Peki, Ben Ne İstiyorum?
İşte burada önemli bir soru ortaya çıkar: “Ben gerçekten ne istiyorum?”
İdeallerimize doğru yürürken, o yolda karşımıza çıkan zorlukları her zaman isteyemeyiz. Yol bazen dikenlidir, ağırdır. Ve insan kendi kendine sormaya başlar: Bu yolun sonu istediğim şeye çıkıyor mu gerçekten? Yoksa bu arzuyu sadece arzu ettiğimi mi sandım?
Kimi zaman verdiğimiz kararları sorgularız. Hayatın ağırlığını fark ederiz. Ve bazen sadece dayanmak gerekebilir. Zorluklara rağmen, devam edebilmek…
İçsel Çatışmalar
Peki ya “iyi” olma yolundaki sorumluluklarımızla, içten içe yapmak istediklerimiz çatışırsa?
İşte burada devreye irade girer. Devam etmek ya da yön değiştirmek… Seçim her zaman bizim elimizdedir. Önemli olan, neyi neden yaptığımızı anlayabilmek ve bununla barış içinde olabilmek.
Hayatın bir yolculuk olduğunu, bu yolculuğun da herkes için farklı şekillendiğini unutmamalıyız. Tek bir doğru yol, tek bir yöntem yok. Bu nedenle eşsiz ve biricik hikâyelerimizi, elimizden gelen en tutkulu biçimde yaşamaya devam etmeliyiz.
Çünkü Tanpınar’ın da dediği gibi:
“Her insan biraz muammadır. Kendi içine eğilmek bir ömür ister.”
Ve bu muammayı çözmek, insanın en derin ve en değerli yolculuğudur.


