Mutlu olmak çoğu zaman herkesin ulaşmak istediği bir hedef gibi anlatılır.
Daha huzurlu, daha dengeli, daha iyi hissettiğimiz bir hayat…
Ama bazı anlar vardır ki, her şey yolundayken bile içimizde tuhaf bir his belirir.
Sanki bu kadar iyi hissetmememiz gerekiyormuş gibi…
Sanki bir şeyler tersine dönecekmiş gibi…
Ve o an, mutluluğun içine hafif bir suçluluk karışır.
Peki neden?
Mutluluk Herkes İçin Güvenli Bir Duygu Değildir
Her duygu gibi mutluluk da öğrenilir.
Eğer bir kişi hayatının erken dönemlerinde mutluluğu güvenli bir şekilde deneyimlemediyse, bu duygu ona tanıdık gelmeyebilir.
Bazı insanlar için mutluluk:
– Kısa süren bir şeydir
– Hemen ardından kötü bir şeyin geldiği bir süreçtir
– Ya da paylaşılması zor bir deneyimdir
Bu yüzden zihin, mutluluğu “keyifli” değil, geçici ve riskli bir durum olarak algılayabilir.
“Ben Bu Kadar İyi Hissetmeyi Hak Ediyor muyum?”
Suçluluk duygusunun temelinde çoğu zaman hak etme inancı vardır.
Kişi bilinçdışı düzeyde şuna inanabilir:
– “Bu kadar iyi şeyler benim başıma gelmemeli”
– “Benim daha fazla çabalamam gerekirdi”
– “Başkaları bu kadar zorlanırken benim iyi olmam doğru mu?”
Bu düşünceler, mutluluğun önüne geçer.
Çünkü kişi sadece iyi hissetmekle kalmaz, aynı zamanda bunu sorgular.
Başkalarının Acısıyla Kendi Mutluluğunu Ölçmek
Özellikle empati düzeyi yüksek kişilerde sık görülen bir durumdur:
Kendi mutluluğunu, başkalarının yaşadığı zorluklarla kıyaslamak.
Birinin zor durumda olduğunu bilmek, kişinin kendi iyi hâlini gölgeleyebilir.
“Onlar bu kadar zorluk yaşarken ben nasıl iyi hissedebilirim?” düşüncesi ortaya çıkar.
Ama burada gözden kaçan bir şey vardır:
Başkasının acısı, senin iyi hissetmeni yasaklamaz.
Alışılmış Duygular ve Tanıdıklık
Zihin, tanıdık olan duygulara geri dönmek ister.
Eğer bir kişi uzun süre kaygı, stres ya da mutsuzluk içinde yaşamışsa; bu duygular onun için bir tür “normal” hâline gelir.
Mutluluk ise bu düzenin dışındadır. Bu yüzden kişi iyi hissettiğinde bile huzursuz olabilir. Çünkü zihni şu mesajı verir:
“Bu sana ait değil.”
Ve kişi farkında olmadan kendini tekrar tanıdık olan duygulara çekebilir.
Mutluluğun Ardından Gelen Korku
Bazen suçluluk aslında bir kılıftır. Altında yatan duygu çoğu zaman korkudur.
– “Ya bu geçerse?”
– “Ya her şey bozulursa?”
– “Ya tekrar aynı yere dönersem?”
Bu düşünceler, mutluluğun sürdürülebilirliğine dair güvensizlik yaratır. Kişi kendini korumak için, mutluluğu tam anlamıyla yaşamaktan kaçınabilir.
Bir Psikolog Olarak Şunu Söyleyebilirim
Mutluluk her zaman kolay taşınan bir duygu değildir. Bazı insanlar üzülmeye, zorlanmaya, mücadele etmeye alışmıştır. Ama iyi hissetmek, onlar için yeni bir deneyimdir.
Ve yeni olan her şey gibi, mutluluk da önce biraz yabancı gelir.
Peki Ne Yapılabilir?
Bu noktada en önemli şey, suçluluk duygusunu bastırmak değil; onu anlamaktır.
Kendine şu soruları sorabilirsin:
– “İyi hissettiğimde içimde ne oluyor?”
– “Bu duygunun altında hangi düşünce var?”
– “Mutlu olmak benim için ne anlama geliyor?”
Bu sorular, içsel inançları görünür hâle getirir.
Mutluluk, yalnızca güzel bir duygu değildir. Aynı zamanda taşınması gereken bir deneyimdir.
Ve bazen insan, mutsuzluğa değil;
mutlu olmaya alışmakta zorlanır.
Unutma:
İyi hissetmek bir ayrıcalık değil, bir ihtiyaçtır.
Ve bunu yaşamak için kendinden izin alman yeterlidir.


