Günümüzde “çoklu görev” (multitasking) yapmak bir beceri gibi görülüyor. Birçok insan aynı anda birden fazla işi yürüttüğünü düşünür: ders çalışırken telefona bakmak, müzik dinlerken mesajlara cevap vermek ya da televizyon izlerken sosyal medyada gezinmek oldukça yaygın davranışlardır. Bu yüzden iki işi birden aynı anda yapmak bir başarı olarak algılanır. Ancak psikoloji araştırmaları bu durumun düşündüğümüz kadar basit olmadığını gösteriyor.
Aslında insanlar çoğu zaman aynı anda birden fazla bilişsel görevi gerçekten eş zamanlı olarak yapmaz. Bunun yerine yaptığımız şey, dikkatimizi bir görevden diğerine çok hızlı bir şekilde kaydırmaktır. Yani beyin, iki işi paralel olarak yürütmektense, görevler arasında sürekli gidip gelir. Bu geçişler o kadar hızlı gerçekleştiği için biz bunu aynı anda yapılan işler gibi algılarız.
Bunu günlük hayatta fark etmek oldukça kolaydır. Örneğin bir film izlerken telefonunuza gelen bir mesajı kontrol ettiğinizde, kısa bir süre sonra filmde olanların bir kısmını kaçırdığınız için geri sararken bulursunuz kendinizi. Çünkü dikkatiniz telefona yöneldiği anda film arka planda kalır. Telefonu bırakıp tekrar ekrana döndüğünüzde ise beyniniz yeniden odaklanmak zorunda kalır. Bu küçük geçişler bile zihinsel bir maliyet yaratır.
Psikoloji literatüründe bu durum “görev değiştirme maliyeti” olarak adlandırılır. Görev değiştirme maliyeti (switch cost), bilişsel psikolojide bir işten diğerine geçerken beynin odaklanma ve işlemeyi yeniden yapılandırma sürecinde harcadığı zaman ve zihinsel çabadır. Bir görevden diğerine geçmek yalnızca birkaç saniye sürse bile, bu süreç performansı etkileyebilir. Araştırmalar, insanlar görevler arasında sık sık geçiş yaptıklarında daha yavaş çalıştıklarını ve hata yapma olasılıklarının arttığını gösterir. Yani çoklu görev yapmaya çalışmak bazen verimliliği artırmak yerine tam tersine düşürebilir.
Her ne kadar hepimiz bunu yapsak da araştırmlar insanların görev değiştirmeyi genellikle çok da keyifli bulmadığını gösteriyor. Yapılan bazı çalışmalar, bireylerin aynı görevi tekrar etmeyi farklı bir göreve geçmeye tercih ettiğini göstermiştir. Bunun nedeni, her yeni görevin zihnin yeniden uyum sağlamasını gerektirmesidir. Bu da küçük de olsa ek bir bilişsel çaba anlamına gelir.
Sonuç olarak, hayatımızda gerçekten aynı anda birçok şeyi yapıyor gibi hissetsek de, çoğu zaman yaptığımız şey dikkatimizi sürekli farklı yönlere taşımaktan ibarettir. Bu yüzden bazen tek bir işe odaklanmak, hem daha verimli hem de daha az yorucu olabilir. Peki siz en çok hangi durumlarda kendinizi bir işten diğerine geçerken yakalıyorsunuz? Çalışırken mi, telefon kullanırken mi, yoksa günlük işlerinizi yaparken mi? Bunu fark etmek, dikkatimizi nasıl kullandığımızı anlamanın ilk adımı olabilir.


